17 Aralık 2009 Perşembe

Varanasi



Kucuk Buda


Kulak temizleyici




Ganj nehrinde gun batimi seremonileri

Ganj'da gun dogumu


Ganj'da gun dogumu seremonileri







Olulerin yakilma alani



Delhi'den bindigim trenle 12 sat suren bir yolculukdan sonra Varanasi'ye variyorum. Trende yerimi bulmakda sorun yasayinca baskasinin yatagina yerlesiyorum, kisa bir sure sonra konduktor gelip baska bos bir yataga yerlestiriyor. Yatakli sinifi oldukca kalabalik olmasina ragmen uzanabilecegin bir yer saglamasi acisindan yeterince konforlu. Daha sonra sohbet ettigim baska gezginler daha luks siniflari denediklerini ancak verdikleri fiyata degmedigini ve yatakli sinifin en ekonomik ve rahat sinif oldugunu teyit ediyorlar. En ucuz sinif olan koltuklu vagonlar tam bir izdiham alani oldugu icin uzun yolculuklarda kullanmaya pek elverisli degiller. Delhi'den Varanasi'ye yaptigim yolculuk icin 7 dolar gibi bir ucret oduyorum, geceyi otel yerine trende gecirecegim icin pek kotu sayilmaz. Varanasiye vardigimda merkeze inmek icin Hindistan'daki ilk rickshaw'mi (uc tekerli bisiklet veya motorlu arac) 20 rupiye kiraliyorum ve Ganj nehrinin kiyisinda gezginler arasinda populer olan bir pansiyona geliyorum. Ucuz odalarinin saat 12'den sonra acilacagini soyledikleri icin pansiyonun terasinda bulunan Ganj manzarali restoranda yeni tanistigim gezgin arkadaslarla kahvalti yapip saatin gecmesini bekliyoruz...


Hindu hacilarin arasinda iki gun gecirdim Varanasi'de. Insanlarin binlerce yildir ayni rituelleri uyguladiklari, tanrilarina adaklar sunduklari, ayni dualari okuduklari Hindistan'in en eski sehri Varanasi. Hinduizm icin kutsal Ganj nehrinin kiyisinda sayisiz tapinaklari ve Hintlilerin karanlik evleriyle cevrelenmis bir sehir. Labirent gibi dar sokaklari, oluleri yaktiklari Ganj kenarindan surekli yukselen dumani, sayisiz Sari dukkani, eski kayiklari, can sesleri ve Sadulari... gundogumuyla baslayan seremoniler gun batimina kadar devam ediyor. Aksam 10'da karartma uygulanan sehirden Nepal'e dogru yola koyuluyorum.

BAE'ne ucus ve Delhi, HINDISTAN'da ilk gunler!!!


Umumi tuvalet


Misket oynayan cocuklar

Yuzbinlerce Hint tanrisindan bir tanesi

ve bir digeri

kahvalti mekanim, taze omlet

Paan adi verilen cignenen bir karisim


Okul servisi

Ambassador arabalari, beyazlar devlet gorevinde yesil-sarilar taksi olarak kullaniliyor

Paharganj'da ana cadde

Kisa bir ucusdan sonra BAE Sarjah havaalanina variyorum. Havaalani oldukca ilginc bir insan topluluguna sahip. Cogunlugunu Hint, Filipinli, Malezyali insanlarin olusturdugu yolcu kalabaliginda her milletden insan gormek mumkun. 24 saat gecirecegim terminal koltuklari malesef uyumaya pek musait degiller. Sekilden sekile girerek de olsa birkac saat uyumayi basariyorum. Ertesi gun bindigim Air Arabia ucagi beni yolculugumun ikinci ayagi Hindistan'a goturuyor. Terminalden bindigim otobusle sehir merkezine geliyorum ve otobusden iner inmez bir sok geciriyorum. Kitaplardan istediginiz kadar Hindistan hakkinda okuyun, arastirma yapin, hicbirsey sizi burasi icin hazirlayamaz. Kalabalik oldugunu, pis oldugunu ve bir kaos ortami oldugunu bilerek gelmeme ragmen butun duyularim bir titresim gecirdi. Sokaklardaki cop yiginlarindan kesif sidik kokusuna, trafik kesmekesinden yemenin mumkun olmayacagini dusuneceginiz sokaktaki yemek saticilarin, toz bulutu, gurultusu, sefaletiyle bambaska bir dunyaya transfer oluyorsunuz. Yuzume yayilan buyuk bir gulumsemeyle otel aramak uzere yurumeye basliyorum. Uzun bir yuruyusden sonra sehirdeki en ucuz konaklama mekanlarindan birinde 130 Rupiye(3 dolar) bir oda tutuyorum. Tabii bu fiyata normal bir otel odasi akla getirmek yaniltici olacaktir. Binanin yarisi yikik dokuk duruyor, sanki bir insaat alani ama herhangi bir calisma yapilmadigi belli. Odalarin duvarlari suntadan, yer yer kirik ve delikler var, duvarlarin kirliligini anlatmama gerek yok. Les gibi bir carsaf, 2-3 santimlik yamru yumru bir sungerin uzerine yatak niyetine serilmis. Iran demiryollarinin verdigi carsafi cantamdan cikarip yataga seriyorum ve iki gundur yolda olmanin verdigi yorgunluk ve bulundugum yerde olmanin verdigi mutlulukla derin bir uykuya daliyorum. Sabah patlayan havai fisek sesleri, calinan muzik ve bagrismalar beni uyandirsada yorgunlukdan oturu yatakdan kalkip pencereye gidemiyorum. Sanirim bir tur bayram gunuydu ve kutlama sesleriydi. Uyandigimda gunu fazla birsey yapmadan dinlenerek gecirmeye karar veriyorum. Belki daha iyi bir otel secenegi bulma umuduyla Paharganj bolgesinde biraz dolaniyorum ama 6 dolarlik oda fiyatlari yuksek geldigi icin ilk geceki saray yavrusunda kalmaya devam etmeye karar veriyorum. Delhi'de ki ilk gunumu bir Hint meyhanesinde bir aydan sonraki ilk birami yudumluyarak noktaliyorum.
Delhi'de ucuncu gunumu Delhi'nin tek temiz ve huzurlu yeri Raj Gath'da tamamliyorum. Raj Gath Hindistan'in suikaste kurban giden uc baskani Mahatma Gandhi, Indra Gandhi ve oglu Rajiv'in anilarina yapilmis buyuk yesil bir park. Her uc baskan icinde ayri birer anit mevcut. Her ne kadar Delhi'nin korkunc gurultusu, pisligi ve kalabaligindan keyif alsamda kucuk bir kacamak iyi geldi. Delhi'ye ilk ayak bastigimda yasadigim soku zamanla atlatacagimi dusunmustum ama sokaga her adimimi atisimda biraz daha adapte olmakla beraber yeni bir sok yasiyorum. Yeni Delhi'nin bazi bolumleri haric sefalet ve kirlilik halkin buyuk cogunluguna hakim durumda. Yemekler ucuz, bir iki dolara karninizi doyuruyorsunuz, kalacak yerler hesapli, 6-7 dolara duzgun bir oda bulabilirsiniz (veya benim gibi 3 dolara pek nezih olmayan bir yerde de kalabilirsiniz). 5-6 dolarlik muze girisleri Iran'da ki 50 kurusluk giris ucretlerinden sonra pahali geldi. Insani cildirtma noktasina getiren bir korna calma hastaligina sahipler. Soforlerin eli gerekli gereksiz surekli kornada. Kendileri de bu cilginligin farkinda olmalilar ki sehrin bircok yerinde "korna calmayin" afisleri ve tabelalari gormek mumkun. Delhi'de uc gunun yeterli olduguna karar vererek yarin icin Varanasi'ye tren bileti aldim. Yatakli vagonda 12 saat surecek tren yolculugumu merakla bekliyorum. Hala Nepal'e gidip gitmeme konusunda kararsizim, sanirim Varanasi'ye vardigimda karar verecegim.

Tahran'a donus / Iran'da son gunler




Sabah Tahran'a variyorum ve dosdogru Tahran'da ki evime gidiyorum. Eve vardigimda Yunus'un memleketine yaptigi ziyaretten donen esi ve kayinpederiyle tanisiyorum. Kayinpeder yapmakda oldugu askerlikden izine gelecek oglunu bekliyor, onu da alip aksama memleketleri Erdebil'e donecek. Uc gundur dus alamadigim icin sanirim biraz kokmaya baslamistim, banyomu yapip temizlendikten sonra gun boyu evde dinlenip muhabbet ediyoruz. Ertesi gun Hindistan biletimi almak uzere daha once ugradigim bir acentaya gidiyorum. Acentada calisan bayanlar bana oldukca sicak davraniyorlar, once ugradigim diger butun acentalardan aldigim cevabi aliyorum, turist oldugum icin bana tek yon satamayacaklarini, gidis donus bilet almam gerektigini soyluyorlar. Nedenini tam anlayamadigim sacma bir kuraldan dolayi tek yon bilet satamiyorlar. Uzerimdeki nakit ancak tek yon bilet almaya yetiyor. Kredi karti ve seyahat ceklerini kullanamadigim icin nakit sikintisi cekiyorum. Bayanlar yardimci olabilmek icin birkac yeri ariyorlar. Saatin henuz ogleden sonra 3 olmasina ragmen Iran'da heryerin 2'de kapanmasindan dolayi telefonu acan olmuyor. Ertesi gun erkenden gelmemi, sorunuma bir cozum bulacaklarini soyluyorlar. Ertesi sabah erkenden solugu acentada aliyorum. Ayni sicaklikla beni karsilayan hanimlar beni bir sandalyeye oturtup basliyorlar bilet ayarlama calismalarina. Yaklasik dort saat suren bilet alma seansim boyunca bayanlarla girgir samata yaptik. Iran'da karsi cinsle yaptigim en samimi sohbet bu acentada gerceklesti. Karsilikli yapilan iltifatlar, bana yaptiklari evlenme teklifleri ve sayisiz kahkahalarla hayatimda yaptigim en keyifli alisverisdi. Acentanin patronu ofisinden cikinca herkes susuyor, suratlar ciddi bir ifadeye burunuyor, basortuleri duzeltiliyor ve bayanlar isleriyle ilgileniyormus gibi ben de dergi okuyormus gibi yapiyorduk, ofisine doner donmez samata kaldigi yerden devam ediyordu. Acentadan ertesi gun icin aldigim Air Arabia biletiyle BAE Sarjah aktarmali Delhiye ucacaktim ancak kaderin benim icin baska planlari vardi. Cok gulen cok aglarmis, benimde acentada katila katila guldugum saatlerin acisi yakinda cikacakti.
Tahran'a ilk geldigim gun otobus terminalinin hemen yakinlarinda havaalani oldugunu tespit etmistim, daha sonra Yunus'la yaptigimiz konusmalarda da bu onaylanmisti. Ucus gunu Tahran'in mevzu bahis bolgesine gitmek icin gerekli sureyi ve ucusdan iki saat oncesi havaalaninda olmayi da hesaba katarak evden ayrildim. Yol boyunca emin olmak icin sordugum insanlarin da yonlendirmeleriyle havaalanina vardim ki vardigim havaalaninin ic hat ucuslari icin kullanildigini, benim gitmem gereken havaalaninin sehirin cok uzak baska bir bolgesinde (daha dogrusu sehir disinda) oldugunu ogrenmemle ucagi kaciracagim kesinlesmis oldu. Aktarma ucusum ertesi gun oldugu icin Tahran'dan bir sonraki ucusu yakalamk uzere dogru havaalanina gitmeye karar verdim. Uzun bir yolculuk ve uzerimde kalan son birkac Tumen parayla yaptigim siki pazarliklar sonucu son kurusu da harcayarak aksam havaalanina vardim. Bekledigimin aksine havaalaninda hicbir havayolu sirketinin satis ofisi veya yetkilisi bulunmamasi ve ucmam gereken Sarjah'a baska ucus bulunmamasi sonucu Tahran'da kalisim kesinlesti. Gun boyu basima gelen tek olumlu olay havaalanindaki doviz burosunun sehir icindekilerin aksine Turk Lirasini bozmayi kabul etmesi oldu. Cebimde Turkiye'den kalan 20 Lirayi bozdurarak sehire donmek icin gereken parayi elde etmis oldum. Yine uzun bir yolculukdan sonra gece yarisi eve donmeyi basardim. Evdekiler beni karsilarinda gormenin saskinligini attiktan sonra hemen dosegimi serdiler ve bu kabus gibi gunu unutmak uzere basimi yastiga koydum. Ertesi sabah gozumu acar acmaz solugu internet cafede aldim ve ucak bileti arastirmaya koyuldum. Sans bu sefer yuzume guldu ve iki gun sonrasina daha once dolu olan bir ucusda yer buldum. Havayolunun Arap olmasi dolayisiyla Iran'a uygulanan ambargo olmadan kredi kartimi kullanarak internet uzerinden biletimi aldim. Tek umidim olan kredi kartimi kullanarak bileti almanin verdigi huzurla eve dondum, dusumu aldim, yemegimi yedim ve dinlenmeye koyuldum. Ucusa kadarki iki gun boyunca evden pek cikmayarak dinlendim. Ucus gunu yolu ogrenmis olmanin rahatligiyla havaalanina vaktinde vardim ve bir gun gecirecegim Birlesik Arap Emirliklerinin Sarjah sehirine ucagimi beklemekteyim.
Iran iyi bir baslangic noktasiydi. Kulturleri bizimkine cok yakin oldugu icin yumusak bir gecis oldu. Iranlilarin misafirperverlikleri sayesinde Iran'da kaldigim uc hafta boyunca tek bir gece bile otelde kalmadim ve mucizevi bir sekilde sadece 130 dolar harcadim. Iran'da muze girisleri ve ulasim sudan ucuz ancak disarida yemek icin ayni seyi soylemek mumkun degil. Ulkede bircok turk markasi mevcut, ozellikle tekstil ve giyim urunlerinin cogu Turkiye'den ithal ediliyor. Iran'da, ozellikle Tahran'da buyuk bir burun estetik ameliyati cilginligi var. burnundan estetik ameliyat olmayan bir tek Iranli genc kiz oldugunu sanmiyorum. herhangi bir gun sokakda en az 10-15 burnu bandajli kiz gormeniz isten degil. Vucutlarinin tamami kapali olmasi nedeniyle yuze verilen buyuk onem burun estetigi, ipince alinmis kaslar ve bol makyaj olarak ortaya cikiyor.
Iran'da gozden kacirmaniz mumkun olmayan bir diger olgu Iran-Irak savasinda sehit dusenlere verilen onem. Iki ulke arasinda 8 yil suren savas biteli 20 yil olmus ancak gittiginiz her yerde savasin biraktigi derin izi goremeniz mumkun. Sokaklar devlet tarafindan propoganda araci olarak kullanilan sehit fotograflari, afisleri ve tabelalariyla dolu ve evlerde kaybettileri ogullarina adanmis bir kose veya bir fotograf mevcut.
Sonuc olarak Iran'da harika uc hafta gecirdim. Insanlar inanilmaz iyiler ve ulke yabancilar tarafindan daha yakin bir ilgiyi hak ediyor. Sanirim seyahat etmek icin en guvenli ulkelerden biri Iran. Umarim bu guzel ulke Iranlilarin yasamak zorunda birakildiklari izolasyonu kirmaya yardimci olacak bircok gezgin tarafindan kesfedilir.

Yezd









Dogal klima


Aksam otobusuyle Yezd'e geciyorum. Otobus hareket saatinden iki saat gec kalkiyor. Sabah sekiz gibi Yezd'e variyoruz. Ilk is tren istasyonuna gidip Tahran'a bilet soruyorum ancak ayni aksam a sefer olmadigini ogrenince otobus bileti almak icin terminale donuyorum. Terminalde satis giselerinin onunde Yezd'e ayni otobusde geldigimiz, gorunuslerinden turist olduklari belli iki genci goruyorum. Yanlarina gidip biraz sohbet ediyorum, onlarda gun icerisinde Yezd'i gezip aksam Tahran'a gececekler. Beraber gezmeyi kararlastirip sirtimizdaki yukten kurtulmak icin bir emanetci aramaya koyuluyorum. Farsca, Turkce, Ingilizce karisimi yarattigim yeni bir dil sayesinde cantalarimizi birakabilecegimiz bir ambar buluyorum. Cantalarimizi birakip sehre dogru yola koyuluyoruz.
Ekipdeki arkadaslardan Lucas Polonyali, Turkiye ve Iran'i gezdikden sonra ulkesine donecek. Diger arkadas Macar, O da benim gibi guney Asya ulkelerini kapsayan uzun bir yolculuga cikmis. Macar arkadasin Ingilizcesi akici, konusmayida sevdigi icin bol bol anlatiyor. Cografya ve turizm okumus, iki yil cografya ogretmenligi yaptikdan sonra aldigi maasin dunyayi gezmesine imkan vermeyecegine kanaat getirince otelde calismaya baslamis. Cografya ve ogrencileri hakkinda tutku ve heyecanla bahsettigini gorunce bu meslegi yapamadigi icin uzuluyorum. Dil bilimi konusunda da oldukca bilgili, dil biliminin hobisi oldugunu soyluyor. Macarca ve Turkce arasindaki yakin benzerlikten ve dillerindeki Turkce kelimelerden uzun uzun bahsediyor.
Yezd Iran'da en cok ilgimi ceken sehir oldu. Colun ortasinda colle butunlesmis bir sehir Yezd. Eski sehirin sokaklarinda gezinirken bir masal diyarinda hissediyorsunuz. kerpic evleri, dar sokaklari, kubbeleri, kemerleri, kanallariyla yuzyillardir degismeden gelmis gunumuze. Eski sehrin etrafinda buyuyen yeni sehir icin ayni seyleri soylemek pek mumkun degil tabii ki. Gun boyu o sokak senin bu sokak benim gezdikden sonra Tahran otobuslerimizi yakalamak uzere terminale donuyoruz.

Persepolis (Siraz)



Aslanli Kapi

Zerdust tanrisi Ahura Mazda


Sirazda ikinci gun. Aksam bekledigimden serin oldugu icin cadirda biraz usudum. Sabah planladigim uzere Persepolis'e dogru yola ciktim. Yaklasik bir bucuk saatte vardigim Persepolis'de birkac saat dolasdiktan sonra Siraz'a dondum. Terminalden Yezd'e aksam otobusune bilet aldiktan sonra cadirimin bulundugu parka geri dondum. sirazda gecirdigim iki gun boyunca cadiri ve para, kamera vb. degerli esyalar haric butun esyalarimi cadirin icinde birakip geziyorum. Insan trafiginin hayli yogun olmasina ragmen hicbir sorunla karsilasmayacagimi dusunmustum ve bekledigim gibi de oldu. Hindistan'da ayni rahatligi yasayacagimi sanmiyorum ancak Iran'da gecirdigim sure boyunca guvenlik yonunden son derece rahattim. Biraz halsiz hissettigim icin gunun geri kalanini parkda dinlenerek gecirmeye karar verdim. Yarin Yezd'i gezip Tahran'a donmeyi ve iki uc gun Tahran'da ki evimde enerji depoladiktan sonra Hindistan macerasina baslamayi planliyorum.